Akp Gerçeği

Vatana İhanetin Belgeleri

AKP PKK İLE GÖRÜŞTÜ MÜ ?

HANEFİ ALTAŞ

Önce şu asker kaçırıp daha sonra serbest bırakma olayı üzerinde derinlemesine bir düşünelim. Bir yıl içinde uzaktan kumandalı mayınlar ve C-4 plastık patlayıcıları ile yüz yirmiyi aşkın asker ve subayımızı şehit eden bölücü örgütün; yalnızca askerimizi de değil, Kuşadası’nda, İstanbul’da ve Antalya’da yaşandığı üzere sivil Türkleri dahi bombalarla katleden bölücü örgütün, Tunceli’de yol keserek otobüsten indirdiği J. Er Coşkun Krandi’yi öldürmeyip yirmi beş gün elinde tuttuktan sonra serbest bırakmasının anlamı nedir? Bu soruya doğru ve sağlıklı bir yanıt verebilmek için bazı olayları tarih sırasına göre alt alta dizerek hatırlamak gerekiyor:
11 Temmuz 2005 tarihinde Jandarma Er Coşkun Krandi memleketi olan Trabzon’a izinli olarak giderken, Tunceli’de yol kesen Kürtçü-bölücü örgüt militanları tarafından bindiği otobüsten indirilerek kaçırıldı
Kaçırılma olayından bir süre sonra KKK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan’ın, “Güvenilir kurumlara Kırandi’yi teslim ederiz” diye açıklama yaptığı 24 Temmuz 2005 tarihli Özgür Politika’da yer aldı.
Aynı örgütün militanları 28 Temmuz günü de Bingöl’ün Yayladere ilçesi belediye başkanı Haşim Akyürek’i (güya) kaçırdılar.
PKK’lı teröristlerin kaçırdıktan 6 gün sonra serbest bıraktığı AKP’li Belediye Başkanı Haşim Akyürek, ‘Bana Türkiye’ye iletmem için mesaj verdiler’ dedi. Akyürek, PKK’lıların daha önce kaçırdıkları er Coşkun Kırandi’yi de cuma günü serbest bırakacaklarını söyledi. Aynı kişi, “geceleri yürüdüklerini, gündüzleri de saklandıklarını belirterek, ‘Bana Türkiye’ye iletmem için mesaj verdiler. Başbakan (Tayyip Erdoğan) ve İçişleri Bakanı (Abdülkadir Aksu) ile konuştuktan sonra bu mesajı açıklayacağım’ dedi.
Belediye Başkanının dediği gün ve saatte J. Er Coşkun Krandi bölücü örgüt tarafından “güvenilir bir heyete teslim edilmek” suretiyle serbest bırakıldı.

Şimdi bir de Kürtçü-bölücü örgütün güdümündeki Özgür Polıtıka gazetesinin 24 Temmuz günlü nüshasında yer alan şu habere bir bakınız. Son derece açıklayıcı ve ibret verici olması bakımından olduğu gibi aşağıya alıyorum. Lütfen dikkatle okuyunuz:
İHD’liler Kırandi için nöbet tuttu

”İnsan Hakları Derneği (İHD) şubeleri HPG gerillaları tarafından esir alınan komando er Coşkun Kırandi’nin serbest bırakılması, operasyonun durdurulması ve barışın sağlanması için önceki gün akşam nöbetteydi.

İHD şubelerinde “Artık Anneler Ağlamasın Barış İstiyoruz” kampanyası çerçevesinde basın açıklaması ardından uyumama eylemi yapıldı. İHD’liler, 27 Temmuz’a kadar sürecek olan kampanya çerçevesinde eylemlerine devam edecek.
Bu toprakların barışa ihtiyacı var

İHD Genel Merkezi önünde toplanan insan hakları savunucuları mumlar yakarak, barış talebini dile getirdi. İHD Genel Başkanı Yusuf Alataş, “Biz bu savaşı yaşadık biliyoruz. İnsan hakları savunucuları olarak insani değerlere, eşitliğe, özgürlüğe, demokrasiye ve halkların kardeşliğine inandığımız için barış istiyoruz” dedi. Alataş, “Bu toprakların, çocuklarımızın ve hepimizin barışa ihtiyacı var” diye konuştu.

Ne asker ne de gerilla ölmesin

İstanbul’da İHD Şube binası önünde toplanan insan hakları savunucuları mumlar yakıp, “Artık Anneler Ağlamasın”, “Barış İstiyoruz”, “Er Coşkun Kırandi Serbest Bırakılsın” yazılı dövizler açtı. Grup adına açıklama yapan Leman Yurtsever, “Biz artık ne sivillerin, ne askerin ne polisin ne de gerillanın ölmesini istiyoruz. Çocuklarımıza ve geleceğimize ağıtlı, tabutlu bir ülke bırakmak istemediğimiz için barış istiyoruz” dedi. Şube Başkanı Eren Keskin de, Kırandi’nin ailesinin kendilerine başvuruda bulunduğunu ve İHD’nin bu çerçevede girişimler başlattığını hatırlattı.

Barışa inancımız tamdır

Amed’de İHD şube binası önünde biraraya gelen insan hakları savunucuları da mumlar yakarak, Kırandi’nin serbest bırakılması taleplerini dile getirdi. İHD Genel Başkan Yardımcısı Reyhan Yalçındağ, “Bu topraklarda barışın tesis edileceğine inancımız tamdır” dedi. Mardin İHD önündeki basın açıklamasını Şube Başkanı Av. Hüseyin Cihangir yaparken, Van’da ise Şube Başkanı Zeki Yüksel yaptı. Yüksel, İHD’nin barış çağrısına ilişkin yetkilileri duyarlılığa çağırdı.
İHD Antep şubesi üyeleri de, Yeşil Su önünde biraraya gelerek Kırandi’nin serbest bırakılması çağrısında bulundu. İHD Şube Başkanı Av. Berivan Özpolat, Kırandi’nin sağ salim ailesine kavuşması için olanak yaratılmasını talep ettiklerini belirtti.
Batman, Siirt, İzmir, Adana, Mersin, Urfa, Adıyaman ve Elazığ’da da aynı taleplerle nöbet tutma eylemleri gerçekleştirildi. Eylemlere KESK, Mazlum-Der, Demokratik Toplum Hareketi (DTH), DEHAP, EMEP ve çeşitli örgütler de destek verdi.

STÖ’ler: Kırandi için gidebiliriz

Esir alınan er Coşkun Krandi’nin serbest kalması için çaba isteyen Van’daki sivil toplum örgütü temsilcileri, operasyonların ve çatışmaların bir an önce sona erdirilmesinin, sorunları konuşarak çözüme gidilmesinin ülke huzuru açısından en doğru yol olacağına dikkat çekti. STÖ’ler, gerekirse Kırandi’yi almaya gidebileceklerini kaydettiler.
DİHA’nın Er Krandi’nin bırakılması için yapılan açıklamalara ilişkin sorularını yanıtlayan STÖ temsilcileri, operasyonların sorunları çözmeyeceğine dikkat çekti.”

Mazlum-Der Van Şube Başkanı Abdulbasit Bildirici, barış ortamının sağlanması için operasyonların ve çatışmaların bir an önce durması gerektiğini söyledi.

‘Merkezimizin onayıyla gidebiliriz’

KKK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan’ın, “Güvenilir kurumlara Kırandi’yi teslim ederiz” şeklindeki çağrısını da değerlendiren Bildirici şunları kaydetti:
“Şu ana kadar bize gelen herhangi bir talep yok ama gelmesi durumunda genel merkezimizle yapacağımız istişare sonucu hareket ederiz. Gerekirse tabii merkezimizin onayı ile Er Coşkun Kırandi’yi almaya gidebiliriz. Tabii bunun olabilmesi için de gerekli koşulların yaratılması gerekir, yani operasyonların durması gerekiyor ve can güvenliğimizin sağlanması gerekiyor.”

İHD: Merkezi düzeyde çalışma var

İHD Van şube Başkanı Zeki Yüksel de, Kırandi’nin bırakılması için merkezi düzeyde bir çalışma yürütüldüğünü söyledi. Yüksel, ” Gerekirse insan hakları savunucuları da erin alınması için kendileri de adım atarlar. Çünkü temelde esas alınan yaşam hakkının kutsallığı ve kişinin hürriyetinin sınırlandırılmaması için hareket edeceğiz” diye konuştu.

Baro: Girişim merkezi düzeyde olmalı

Van Bölge Barosu Başkanı Ayhan Çabuk ise, baro olarak bir çalışmalarının olmadığını, ancak olacaksa böyle bir girişimin merkezi düzeyde yapılması gerektiğini söyledi. Çabuk, “Bizim şu anda herhangi bir girişimimiz ve hazırlığımız yok. Ancak, böyle bir girişimin merkezi düzeyde olması gerektiğine inanıyoruz.” dedi.”

Şimdi yukarıda sıraladığımız bu haberler ve yorumların değerlendirmesine geçebiliriz:

1-J. Er Coşkun Krandi’nin kaçırılmasından serbest bırakıldığı tarihe kadar yaşanan gelişmeler ile mütareke basınında ve kürtçü-bülücü örgütün güdümündeki Özgür(!) Politika’da yer alan haber ve yorumlar, bu olayın Hükümet ile pazarlık yapılmak amacıyla tezgahlandığını çok açık bir biçimde ortaya koymaktadır.

2-Bu olaydan on yedi gün sonra, 28 Temmuz günü de Bingöl’ün Yayladere ilçesi belediye başkanı Haşim Akyürek’in (güya) kaçırılması bu mizansenin ikinci ayağıdır. Sözde serbest bırakıldıktan sonra ne diyor bu adam? ” AKP’li Haşim Akyürek, geceleri yürüdüklerini, gündüzleri de saklandıklarını belirterek, ‘Bana Türkiye’ye iletmem için mesaj verdiler. Başbakan (Tayyip Erdoğan) ve İçişleri Bakanı (Abdülkadir Aksu) ile konuştuktan sonra bu mesajı açıklayacağım’ dedi”. Açıkça anlaşılıyor ki, bu adamın kaçırılması göstermelik, asıl görevi ise kuryeliktir; yani kendisinin de itiraf ettiği üzere Hükümete dağdakilerin (PKK’nın) mesajlarını iletmektir.
3-Erimiz kaçırıldıktan bir müddet sonra KKK yürütme konseyi başkanı Murat Karayılan’ın “Güvenilir kurumlara Kırandi’yi teslim ederiz” şeklindeki çağrıda bulunmasından hemen sonra İHD ve Mazlum-Der ile bunların eylem ve söylem birliği içinde oldukları malum bazı parti, sendika ve derneklerin, hem bölücü örgüt ve hem de Türkiye Cumhuriyeti nezdinde arabuluculuk ve şefaatçiliğe soyunmuş olmaları asla tesadüfi değildir ve olamaz.
4-Özgür(!) Politika’nın nitelemesine göre bu erimiz kaçırılmamış, HPG (PKK) gerillaları tarafından esir edilmiştir. Zaten bu tür kaçırmaların asıl maksadı, öncelikle T.C. Devleti ile bölücü örgütü eşit iki taraf olarak kabul ettirmek ve masaya oturtmaktır. İlk aşamada bizim erimizin esir olduğu önce topluma sonra da devlete kabul ettirilecek, ikinci aşamada örgütün yukarıda belirttiğimiz sivil uzantıları arabulucu ve şefaatçi olarak sahne alacak, son aşamada ise Devlet ve hükümet ile pazarlığa oturulacaktır. İşte günümüzde yaşanan bu planın son aşamasıdır ve sözde Türk aydınları ile Başbakan’ın görüşmesi de, asıl görüşmeleri ve pazarlıkları örtmeye ve perdelemeye (kamufle etmeye) yönelik bir aldatmacadan başka bir şey değildir.
5-J. Er Krandi’nin kaçırılıp uzunca bir süre tutulması, başta onun ailesi olmak üzere, bütün asker ailelerine yönelik bir psikolojik çökertme taktiğidir. Hatta kaçırılan erin Trabzon’lu oluşu bile tesaduf gibi görünmüyor.. Eğer böyle ise bu kaçırma eylemi, milli hassasiyetin çok yüksek olduğu Trabzonlu’lara verilmiş bir gözdağıdır aynı zamanda. Ne var ki, Coşkun Krandi’nin memleketine dönüşü sırasında Trabzonlular da, bölücü örgüte gereken ve kendilerine yakışan cevabı yine kendi usüllerince vermekten geri durmamışlardır.
Esasen Kürtçü-bölücü örgütün iktidardaki Arap-Kürt Partisi ile görüşmek konusunda hiçbir sıkıntısı yoktur. Bölücü örgüt yöneticilerinin, görüşme ve karşılıklı fikir alış-verişi ve hatta para ve sır paylaşımı içinde bulundukları etkili ve yetkili AKP’lilerin kimler olabileceğini tahmin etmek, düşünmesini bilen pek çok kimse için hiç de zor olmasa gerektir. Aldığımız bazı duyumlar, şu anda AKP’de çok önemli bir görevi bulunan Kürt asıllı biri aracılığıyla ve onun hükümeti temsilen katıldığı pazarlıkların sürmekte olduğu yolundadır. Eğer yazımızın başından beri sıraladığımız gerçekler söz konusu olmasa idi, biz bu duyumlardan (haber değeri kazanıncaya kadar ) söz etmeye gerek dahi görmezdik. Ne var ki, son bir ayda olup bitenleri alt alta koyduğunuz ve bir de bunların üzerine Hükümetin bir yandan AB , bir yandan bölücü terör ve bir yandan de Türk milleti ile onun ordusu tarafından sıkıştırılmakta olduğu gerçeğini eklediğiniz zaman, kendilerinden beklenebilecek yegane davranış tarzı, bölücü örgütten eylemlerine –en azından 3 Ekim tarihine kadar- ara vermesi konusunda rica minnetde bulunmak olacaktır. Bunun için seçilen başmüzakerecinin de ancak “Karayılan’ın güvendiği bir AKP’li etkin Kürt politikacı olması beklenir, işin doğası gereği.
Peki kimdir bu etkin ve yetkin AKP’li politikacı?

Kim olacak? Olsa olsa, daha Arap-Kürt Partisi iktidara gelmeden, bu partinin milletvekili sıfatıyla, Meclisteki çoğunluğa hitaben, “Öcalan’ı asamadınız, asamazsınız, asamayacaksınız!” diye mirlayan, hırlayan ve dengirdeyen biridir

http://www.digimedya.com/ alınmıştır.

Reklamlar

Mayıs 30, 2007 - Posted by | Akp, türkiye | , , , , , , , , , ,

2 Yorum »

  1. barzani türkiyede ki 22 temmuz secimler sonucunda, akp (aldatma ve kandırma patsini) görmeyi arzuladığını söyledi. yeterince açık değil mi başka söze gerek var mı?

    Yorum tarafından tayyip cihanoğlu | Haziran 4, 2007 | Cevapla

  2. ya bu adamlar hainin onde gideni cünkü milletimiz için asıl tehlike görünen düşman değil görünmeyen düşmandır.

    Yorum tarafından hainavcısı | Haziran 11, 2007 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: