Akp Gerçeği

Vatana İhanetin Belgeleri

“Sistem Failure!”

 

Eşi benzeri  görülmemiş bir yağma ve yıkım düzeni oluşturulmuş. Sistem tıpkı bir ahtapot gibi nereden çıkış arasınız sizi can damarınızdan yakalayıp sıkıca  kavrıyor. Sistemi en iyi şekilde kullanan sömürgecilere göre yıkım kendi ülkesi ve milleti için asla geçerli değil. Beşyüz yıl önceki sömürge anlayışı bugün de devam ediyor. İstiyor ki hedef ülkenin/ülkelerin yetişmiş insan gücü ve hammaddeleri kendisine güvenli yollarla taşınmalı ve kimse bu duruma ses çıkarmamalı. Terörü ve ayrılıkçılığı başka ülkelerde, başka milletlerde kışkırtmak ise silah satışlarını arttırmanın en kârlı yolu. Kendisi hedef ülkenin yönetimine getirdiği/getireceği kişileri yetiştiriyor. Bunun yanı sıra ülkeye karşı ayrılıkçı hareket yürüten terör organizasyonunu silahlandırıp ülke içi gerilimin kontrol edilebilir seyirde devam etmesini sağlıyor. İşte  bu  sistem yıllar önce kurulmuş ve günümüze değin gelişerek ilerliyor.

Dikkatinizi çekerim, ülkeye Genelkurmay Başkanlığı yapmış ve daha sonra da ülkenin Cumhurbaşkanı olan Cevdet Sunay (1966-1973) 1969’da şu açıklamayı yapıyor:

“Bugünkü (1968-1969) –laik- okullar birer anarşi yuvası haline geldi. Bu –laik- okullardan yetişen gençlere memleket idaresi teslim edilemez. On yıl sonra bunların hepsi işbaşına geçecekler. Onlara nasıl güvenebiliriz? Hem biz laik okullara karşı İmam-Hatip Okullarını “bir alternatif” olarak düşünüyoruz. Devletin kilit mevkilerine yerleştireceğimiz kişileri bu –İmam Hatip- okullarında yetiştireceğiz” (İblisin Kıblesi, Cengiz Özakıncı)

İki ülke arasında anlaşma olmaksızın “stratejik ortak” olarak tanımlanan ilişkinin sahteliği belgelense dahi hiçbir güç bu ilişkiyi koparacak adım atamıyor. Stratejik ortağın bölgesel planları ve hedeflerine göre politikayı oluşturmak sadece belirli dönem kredilerin yolunu açıyor. Kendine bağlı ülkenin içine kapanması akılcı eğitim sistemi yerine ezbere dayalı, düşünmeyen, eleştirel aklın yoksunu tekrarcı gençlik kuşaklarını yetiştirmek ise geleceğine dair tüm umutları şimdiden satın almanın en ucuz yöntemi. Bunun için örneğin ülkede açılan İmam Hatip Okulları’na açıktan destek vermek işine geliyor. Hatta İmam Hatip mezunu öğrencilerin gelecekte ülkeyi yönetmesi için uzun vadeli yatırımı bile planlıyor. (ABD’nin imam-hatip ilgisi bkz. 7/7/2000, Cumhuriyet) Amacı o ülkede daima kendine bağlı söz dinleyen kadroları ayakta tutabilmek. O ülke artık ahtapotun kıskancında kıvranan durumundan bir aşama ileriye terfi ederek ahtapotun kolu olmayı kabullenenen anlayışa teslim oluyor. “Jeopolitik önem” adı altında ortaya atılan fikirler daha sonra “pazarlayacak sadece kanınız var o da askerinizdir” fikrine dönüşmesi ile kendisine ait jandarma kuvveti oluşturma isteği ordunun da ahtapotun koluna dahil edilme stratejisini içeriyor.

Yıllar öncesine gidelim. Fatih Belediyesi’nden hızla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na oradan yeni ama aslında adı bile kopya olan ak mı, ak pak bir parti kuruluşuna. Ahtapotun ülke içindeki diğer kolları (televizyonu, gazetesi, radyosu, satılık kalemi) bir anda harekete geçiriliyor. Ak pak hareket topluma yeni bir umut diye altın tepside sunuluyor.

Ahtapot, elli yıldır destekleyerek kurduğu sistemi hayata geçirmek için sadece bir dönem daha sabırla beklemeye başlıyor. Gel zaman git zaman dönem bitiyor. Seçimler yaklaşıyor. Ahtapotun adamları ülkenin son kilidini ele geçirmek için tek bir hamleye ihtiyaç duyuyor.

Halk aç, sefil, vergilerle boynu bükülmüş, siyasete ve siyasetçiye küskün. Halkın ümit bağladığı ak pak parti gerçek yüzünü gösterip kirli sarı dişleri ile haince gülümsüyor. Yıllarca “demokrasi amaç değil araçtır” diye bağıranların oyununa geldiğini anlayan milyonlar Tandoğan, Çağlayan, Manisa, Çanakkale, Duisburg ve İzmir mitingleri ile toparlanıyor ve bu ülkenin sahibi “emperyalist sistemin yetiştirdiği çocuklar değildir” diye haykırıyor. Ülkenin karanlığa yaklaştığı en kötü anda toplumsal uyanış “dip dalga” harekete geçiyor. Sistemin oyunu bozuluyor. Sistemin dünya ekranında küçük asya diye adlandırılan bölgede kırmızı işaret yanıp sönüyor. “Sistem Failure”

Sistem, Ortadoğu ve Kafkasya için yıllardır hazırladığı planları suya düşürmemek için hamle yapmaya hazırlanıyor. Toplumun tarihini yeniden incelemeye karar veriyor. Hızla ulusalcı bir plan devreye sokularak yaptığı hatayı tamir etmek için uğraşıyor.  Yıllardır destek verdiği ak pak kopya partisini ise çöpe süpürüyor. Yerine yine kendi sisteminde yedek tuttuğu partileri görevlendiriyor. (Daha önceki yazılarımızda sisteme bağlı partileri belirtmiştik) Ülkenin tüm partileri (sağ, sol, küçük ve sistem karşıtı gibi görenenlerde dahil) bir anda birleşme ve bütünleşme çabasına giriyor. İktidar olabilmek için yıllardır sürdürülen “kavgaları” bir anda unutarak birleşme ve bütünleşme projeleri açıklanıyor.

Dip dalga’nın birinci görevi sistemin son hamlesini “Ilımlı İslam Cumhuriyeti”ne dönüşmeye karşı koymak olarak belirleniyor  ve  kısmını yerine getiriyor. Toplumsal istek seçim kararı aldırıyor. İkinci görev ise seçimlerde herkesin “birleşen partilere” oy vermesi  olarak belirleniyor. Bu kararın doğru veya yanlışlığını tartışmak ve durumu tekrar gözden geçirmek için vakit yok. Peki ya sonrası? Sonrasını düşünen ve konuşan  ise yok denecek kadar az. Ülkede varolan tüm partiler sistemin desteklediği bir yapıda ilerliyor.

Ahtapotun bir kolunu Cumhuriyet mitingleri desteğiyle indirmek yeterli mi? Hayır. Sistemin liberal, sosyal demokrasi ve sosyalist, projeleriyle ülkeye yerleştirdiği yedek çocukları var. Sadece “Ilımlı İslam Cumhuriyeti”ni hedefleyen çocuklarının engellenmesi ülkenin bağımsızlığı için yeterli değil. O halde liberal, sosyal demokrat, sosyalist sistem çocuklarının da devre dışı bırakılması gerekiyor. Bunun için yapılması gereken ve çalışılması gereken uzun günler/aylar  herkesi hazır bekliyor. Toplumun yıllardır unuttuğu “Kemalizm” anlayışı ile kendi bağımsızlığını nasıl ele alacağına karar vermesi gerekiyor. Bunun için öncelikli ve birinci amaç tam anlamıyla gerçekleştirilmeli. Tandoğan’dan başlayarak İzmir Gündoğdu meydanına kadar süren mitinglerde sürekli tekrarlanan “Ne ABD Ne AB Tam Bağımsız Türkiye” sloganlarının uygulanabilir politika hailne dönüşmesi  için 1919’da sistemin oyununu tersine çeviren Kemalist uyanışın yeniden kendi topraklarında uygulanması gerekiyor. Kendisini sosyal demokrat ilan eden ve Kemalist köklerini unutan partinin yeniden Kemalist ilkeler yoluna döndürülmesi için milyonların yeniden harekete geçmesi ve daha çok çalışılması sistemin en son isteyeceği seçenek olarak karşımızda duruyor.

Yusuf Ziya GÜNAYDIN

Kaynak : hakimiyetimilliye.org

Reklamlar

Mayıs 12, 2007 - Posted by | Akp, türkiye | , , , , , , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: